Artezyen Su Soğuk Mu? Bir Sorunun Ardında Yatan Duygular
Kayseri’nin soğuk kış sabahlarından birinde, akşamdan kalan rüyalarımın ağırlığıyla uyanmıştım. Gözlerimi ovuşturarak pencereye yaklaştım. Her şeyin o yoğun beyazlık içinde kaybolduğu, karın yerlere seren huzurlu bir sabah… Ama içimde bir şey eksikti. O sabah, bir başka soruyla uyanmıştım: Artezyen su soğuk mu?
Bir Soru, Bir Yolculuk
Herkesin bildiği bir soru değil belki de. Ama beni her yönüyle düşündüren bir şeydi. Şehre ilk taşındığımda, Kayseri’nin sıcak yazlarına karşı, suyun ne kadar serin olduğunu merak etmiştim. Bu merak, zamanla bir takıntıya dönüştü. Herkesin evinde artezyen suyu vardı ve hep aynı şeyi söylüyorlardı: “Artezyen suyu soğuk olur, çok güzel olur.” Ama ben, bu suyun sıcaklığıyla ilgili hiç cevap bulamadım. O yüzden bir sabah, bir anlık dalgınlıkla, “Soğuk mu gerçekten?” sorusunu sormaya karar verdim.
Sorunun Cevabı, Beni Buldum
Evin bahçesindeki kuyunun başına geldiğimde, bir yudum su içmeye karar verdim. Ellerim titreyerek musluğu açtım, suyun pırıl pırıl berraklığı bir anda gözlerimi aldı. Fakat aklımda bir soru daha vardı: Gerçekten soğuk mu olacak bu su? O an, suyun akışı sanki zamanın akışını durdurdu. Bir şey vardı, bir şey hissediyordum ama tam olarak ne olduğunu anlayamıyordum. Musluğu çevirip suyu içtim. İlk birkaç saniye… İşte o an, tam o an, su gerçekten soğuktu. Ama soğuk derken, bu sadece fiziksel soğuk değildi. İçimi saran o serinlik, içsel bir boşluk gibi hissettirdi. Soğuk bir çığlık gibi.
Hızla yudumladım ve sonra bir duraklama. Ne hissetmiştim? Gerçekten soğuk muydu yoksa sadece buna mı ihtiyacım vardı? Her zaman hayatımda eksik olan bir şeyi mi arıyordum? Belki de hayatımdaki eksik olan tek şey, bir yanıt bulmaktı.
Umut, Serinlik ve Kendimi Bulma Arayışı
Biraz önce içtiğim o su, Kayseri’nin içi sıcacık, dışı buz gibi sabahında bir anlam taşıdı. Kendimi kaybolmuş hissettim. Yıllardır aradığım huzur, kendimi tanımam ve içsel yolculuğumla ilgili cevapları bulduğum o an, bir şekilde benim içimdeki soğuklukla bağlantılıydı. Bir yudum artezyen suyu, soğuk ama aynı zamanda derin bir cevap gibiydi.
Bunu fark etmek beni heyecanlandırmıştı, çünkü yaşadıklarım ve hissettiklerim hep beklediğim bir şeye dönüşüyordu. O suyun soğukluğu, zamanla aklımdan geçen tüm soruları ve belirsizlikleri arındırmaya başlamıştı. Soğuk, bana bir nevi uyanış gibi geldi. Bu kadar basit bir şeyin, bu kadar derin bir anlam taşıması, Kayseri’nin sararmış çimenlerinden, bazen soğuk rüzgârından daha fazlasıydı.
Sonra, Bir Kez Daha: Artezyen Su Soğuk Muydu?
Bugün, tekrar aynı kuyunun başına geliyorum. Ama bu kez suyun sıcak mı soğuk mu olduğunu merak etmiyorum. Sadece içimi ferahlatan, soğukluğu beni kucaklayan bu suyu bir kez daha içiyorum. Bir şey değişmiş gibi hissetmiyorum. Bunu tam anlamasam da, içimden bir yerlerde bir huzur var. İçtiğim suyun soğukluğu ya da sıcağı, artık o kadar da önemli değil.
O gün bir daha sordum: Artezyen su soğuk mu? Evet, soğuktu. Ama belki soğuk olan sadece su değil. Ben de bir süre bu soğuklukla barışmak zorunda kaldım. Kendimi bir şekilde buldum.
Ve şu an, sadece o soğuk suyu içmek değil, belki de bu soğuklukla nasıl barışacağımı öğreniyorum.