Bina Güçlendirme Mantıklı mı? Toplumsal Dayanıklılığın Sosyolojik Anatomisi Bir sosyolog olarak şehirde yürürken her zaman aynı soruya takılırım: Bir bina ne kadar sağlam olursa olsun, içinde yaşayanların ilişkileri kırılgansa, o bina gerçekten güçlü müdür? Toplumlar da tıpkı yapılar gibidir — temelleri, kolonları, duvarları ve zamanla yıpranan yerleri vardır. Bina güçlendirme yalnızca mühendislik açısından değil, toplumsal dayanıklılığın metaforu olarak da okunabilir. Toplumsal Yapı ve Bireyin İnşası Her toplum, bireylerin etkileşimleriyle kurulan bir yapıdır. Sosyolojide “yapı” kavramı, insanların üzerinde yükseldiği görünmez bir iskele gibidir. Bu iskele zayıflarsa, toplumsal çöküş başlar. Bina güçlendirme denildiğinde akla hemen beton, kolon, demir gelir; oysa toplumsal anlamda…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Bunu baştan söyleyeyim: “Her uyuşma stresten olur” diye kestirip atmak, hem tembellik hem de riskli bir konfor. Evet, stres uyuşma yapabilir. Ama her uyuşmayı strese yıkmak, bedenimizin attığı kritik sinyalleri susturmak demektir. Kaçımız “stres yapma geçer” cümlesinin ardına saklanıp kan tahlilini, ergonomiyi, nefesi, hatta yaşam tarzımızı masaya yatırmayı erteliyoruz? Kısa cevap: Stres uyuşma yapabilir; uzun cevap: Mekanizmaları karmaşık, yanlış teşhis riski yüksek, tek bir etikete sığdırmak hatalı. Stres uyuşma yapar mı? Evet… ama hikâye burada bitmiyor Stres anında sinir sistemimiz “savaş-kaç” moduna geçer. Nabız artar, damarlar büzüşür, kaslar gerilir. Bu tablo; ellerde, dudak çevresinde, yüzün yanlarında ya da ayaklarda “karıncalanma”…
Yorum Bırak1 Gram Ağırlığı Ne Kadar? Ekonomik Perspektiften Bir İnceleme Kaynaklar sınırlıdır, ancak insan ihtiyaçları sonsuzdur. Bu, iktisadın temel sorunudur. Herhangi bir ekonomik durumda, her birey ve toplum, sahip olduğu sınırlı kaynaklarla en iyi kararları almayı amaçlar. Bu kararlar, sadece bugünün değil, geleceğin ekonomik senaryoları üzerinde de önemli bir etki bırakır. Peki, “1 gram ağırlığı ne kadar?” sorusunu sormak, gerçekten sadece bir ölçü biriminin değerini sorgulamak mıdır? Yoksa bu soru, kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları üzerine derin bir ekonomik analiz yapmamıza olanak tanır mı? Gelin, bu soruyu piyasa dinamikleri, bireysel kararlar ve toplumsal refah çerçevesinde ele alalım. Piyasa Dinamikleri ve 1…
9 YorumGıyaseddin Ne Anlama Gelir? Toplum, İktidar ve Güç İlişkilerinin Derinlemesine İncelenmesi Güç İlişkileri, Toplumsal Düzen ve Siyaset: Sözde “Gıyaseddin” Kavramı Üzerine Düşünceler Toplumsal düzenin yapı taşlarını inşa eden en temel etken, hiç şüphe yok ki güç ilişkileridir. Bir siyaset bilimcisi olarak, toplumların nasıl şekillendiği ve bireylerin bu düzende nasıl bir yer edindiği sorusunu sürekli olarak sorgularım. İktidar, kurumlar, ideolojiler ve vatandaşlık anlayışları, gücün nasıl elde edildiği, kullanıldığı ve halk tarafından nasıl meşrulaştırıldığı ile doğrudan bağlantılıdır. Bu bağlamda, “Gıyaseddin” gibi bir kavramı ele almak, sadece tarihsel ya da kültürel bir anlayışın ötesinde, derin bir siyasal çözümleme gerektirir. Gıyaseddin terimi, genellikle İslam…
12 YorumGıcır Gıcır Hangi Yayınevi? Eğitim ve Öğrenme Üzerine Pedagojik Bir Bakış Giriş: Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü Eğitim, bir insanın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biridir. Öğrenmek, yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda düşünme biçimimizi, dünyayı algılayış şeklimizi ve başkalarıyla olan ilişkilerimizi şekillendiren derin bir süreçtir. Bir eğitimci olarak, bu dönüşümün gücüne her zaman inandım. Ancak öğrenme, sadece okullarda veya geleneksel sınıflarda gerçekleşmez; bazen, bu süreç en beklenmedik yerlerde başlar. Bu yazıda, “Gıcır gıcır hangi yayınevi?” sorusunun, yalnızca bir yayınevi arayışından çok daha fazlasını ifade ettiğini, bir eğitim ve öğrenme deneyimi olarak nasıl ele alınması gerektiğini pedagojik bir bakış açısıyla tartışacağım. Öğrenme…
6 YorumHanım Efendi Nasıl Yazılır TDK? — Kültürel Zarafetin Dil Üzerindeki İzleri Bazı kelimeler, sadece yazılış biçimleriyle değil, taşıdıkları anlamlarla da toplumun aynası gibidir. “Hanım efendi” bunlardan biri… Kimi zaman bir nezaket ifadesi, kimi zaman da toplumsal bir sembol. Bu yazıda, “Hanım efendi nasıl yazılır?” sorusunu hem TDK doğrultusunda hem de küresel ve yerel kültürel dinamikler üzerinden ele alacağız. Çünkü dil sadece harflerden ibaret değildir; tarih, kimlik ve duygunun birleşimidir. TDK’ya Göre Doğru Yazım: “Hanımefendi” Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre bu kelimenin doğru yazımı bitişik şekildedir: hanımefendi. Yani “hanım efendi” şeklinde ayrı yazmak yanlıştır. TDK, bitişik yazımı tercih eder çünkü bu…
14 YorumGotik Kimler? Karanlığın İçinde Siyasetin Gölgesini Aramak Bir siyaset bilimci olarak her zaman şu soruya takılırım: “Güç, sadece iktidarın elinde mi olur, yoksa sessizlerin estetiğinde de mi gizlidir?” Gotik kimliği incelediğimizde, bu sorunun cevabı şaşırtıcı biçimde evet olur. Çünkü Gotikler, siyasal bir duruşu estetikle birleştirir. Kıyafetleri, müzikleri, yaşam biçimleri ve sessizlikleriyle kurulu düzene karşı bir eleştiri geliştirirler. Gotik kimlik, yalnızca bir moda akımı değil, aynı zamanda iktidar ilişkilerine meydan okuyan bir mikro-politik harekettir. Bu yazıda “Gotik kimler?” sorusunu, güç, kurumlar, ideoloji ve vatandaşlık kavramları üzerinden çözümleyeceğiz. Gotik Kimliğin Siyasi Arka Planı: Sessiz Muhalefet Siyaset bilimi, genellikle iktidarı devleti yönetenler üzerinden…
10 YorumElimde Haram Para Var Ne Yapmalıyım? — Vicdanla, Akılla ve Kalple Düşünmek Hayatta bazı sorular vardır ki cevabı sadece kitaplarda değil, vicdanımızda saklıdır. “Elimde haram para var, ne yapmalıyım?” sorusu da tam olarak böyle bir sorudur. Çünkü bu mesele sadece helal-haram çizgisiyle değil, insanın iç huzuruyla da ilgilidir. Bugün, bu konuyu hem akıl hem kalp penceresinden; hem erkeklerin mantıklı yaklaşımlarıyla hem de kadınların duygusal sezgileriyle ele alalım. Belki sonunda senin de bu soruya içten bir cevabın olur. Erkeklerin Objektif ve Veri Odaklı Yaklaşımı Erkekler genellikle meseleye daha sistematik ve kural temelli yaklaşır. “Haram parayı ne yapmalıyım?” sorusuna verdikleri ilk tepki…
14 YorumGocuk Düzeltme Ne Kadar Sürer? Güç, İktidar ve Toplumsal Düzen Üzerine Siyasal Bir Analiz Bir siyaset bilimci olarak, bazen gündelik yaşamın en basit görünen ifadeleri bile, derin toplumsal anlamlar taşır. “Gocuk düzeltme” ifadesi kulağa sıradan bir tamir süreci gibi gelir; ama siyaset bilimi perspektifinden bakıldığında, bu eylem bir düzen kurma, bir iktidar ilişkisini yeniden biçimlendirme metaforuna dönüşür. Çünkü “düzeltme” her zaman teknik bir işlem değil, aynı zamanda meşruiyet ve otorite meselesidir. Peki gerçekten bir “gocuğu” düzeltmek ne kadar sürer? Ya da daha doğru bir soru: Bir toplum kendi göçüğünü, yani çökmüş düzenini, bozulan kurumlarını, zedelenen vatandaşlık bilincini ne kadar sürede…
12 YorumHavan Ne Kadar Etkili? Toplumsal Cinsiyet ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış Toplum olarak çoğu zaman en basit nesnelere bile farklı anlamlar yükleriz. Havan da bunlardan biridir. Kimimiz için sadece baharatları dövdüğümüz bir mutfak aracı, kimimiz için sabırla emek vermenin sembolü. Ama soralım: Havan ne kadar etkili? Bu soruya sadece mutfak açısından değil, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet dinamikleri üzerinden bakmaya ne dersiniz? Havanın Gücü: Sembol ve Gerçeklik Havan, tarih boyunca dayanıklılığın, emeğin ve bir araya getirmenin sembolü olmuştur. Baharatları tek tek öğütürken aslında kültürler, topluluklar ve farklılıklar arasında köprüler kurarız. Havanın etkisi, sadece işlevsel gücünde değil, toplumsal anlamında…
6 Yorum