Ankara’da yaşarken bazen kendimi garip bir şekilde “harita bakarken kaybolan” biri gibi hissediyorum. Özellikle akşamları bilgisayarı açıp veri setlerinin içine daldığımda, şehirler benim için sadece isim olmaktan çıkıyor; sayıların, eğilimlerin, grafiklerin ve hikâyelerin birleştiği canlı organizmalara dönüşüyor. Geçenlerde yine böyle bir akşamda, önüme İsfahan geldi. İran’ın o tarihi, sanat kokan şehri… Ve aklıma takılan o basit ama derin soru: İsfahan’ın nüfusu ne kadardır? Bu soru ilk bakışta sadece bir sayı gibi duruyor. Ama işin içine girdikçe, o sayının arkasında şehirleşme, tarih, ekonomi, göç ve insan hikâyeleri olduğunu görüyorsun. Ben de biraz Ankara’daki kendi hayatımdan, biraz veri analizi merakımdan, biraz da…
Yorum Bırak